<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kültürel yozlaşma &#8211; Ekointernet Haber</title>
	<atom:link href="https://www.ekointernethaber.com/tag/kulturel-yozlasma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ekointernethaber.com</link>
	<description>Ulusal Haber Portalı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 19 Apr 2026 16:02:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.ekointernethaber.com/wp-content/uploads/2023/06/cropped-turk-bayragi-32x32.jpg</url>
	<title>kültürel yozlaşma &#8211; Ekointernet Haber</title>
	<link>https://www.ekointernethaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Beyaz Kağıtlar Kana Bulanırken, Çocuklarımıza Ne Oldu?</title>
		<link>https://www.ekointernethaber.com/beyaz-kagitlar-kana-bulanirken-cocuklarimiza-ne-oldu/</link>
					<comments>https://www.ekointernethaber.com/beyaz-kagitlar-kana-bulanirken-cocuklarimiza-ne-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 11:31:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[beka meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihmali]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklara iyi bakın]]></category>
		<category><![CDATA[dil ve din]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[milli değerler]]></category>
		<category><![CDATA[okul şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[pazar sohbeti]]></category>
		<category><![CDATA[saatli bomba]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet içerikli oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal uyanış]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan çağrısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ekointernethaber.com/?p=85193</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti &#8220;İhmal etmen, ihmal sakın, Çocuklara iyi bakın!..&#8221; diyordu o dertli yürek Ozan Arif. Ne kadar da haklıydı, ne kadar da derinden bir feryattı bu. Bugün pazar&#8230; Belki birçoğunuz evinizde, çayınızı yudumlarken bu satırları okuyorsunuz. Ama bir yerlerde, Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da, Siverek’te anaların yüreği yanıyor, babaların beli bükülmüş, okullarımız yas evine dönmüş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="w-full mb-[4px] mt-0">
<h2 class="font-[600] py-[3px] font-serif text-[1.875em]" data-slate-node="element" data-anchor="beyazka%C4%9F%C4%B1tlarkanabulan%C4%B1rken%3A%C3%A7ocuklar%C4%B1m%C4%B1zaneoldu%3F" data-slug="beyazka%C4%9F%C4%B1tlarkanabulan%C4%B1rken%3A%C3%A7ocuklar%C4%B1m%C4%B1zaneoldu%3F0"><strong><span style="font-size: 16px;">Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti</span></strong></h2>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element">
<hr />
<p><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"><strong>&#8220;İhmal etmen, ihmal sakın, Çocuklara iyi bakın!</strong>..&#8221; diyordu o dertli yürek Ozan Arif. Ne kadar da haklıydı, ne kadar da derinden bir feryattı bu. Bugün pazar&#8230; Belki birçoğunuz evinizde, çayınızı yudumlarken bu satırları okuyorsunuz. Ama bir yerlerde, Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da, Siverek’te anaların yüreği yanıyor, babaların beli bükülmüş, okullarımız yas evine dönmüş durumda. Beyaz kağıt gibi tertemiz olması gereken evlatlarımızın ellerine kalem yerine silah, yüreklerine sevgi yerine nefret dolmuş. Peki, biz nerede hata yaptık?</span></span></p>
</div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Ozanın dediği gibi; çocuk nedir? <strong>Küçük bir sabi, tıpkı beyaz bir kağıt gibi.</strong>.. Üzerine ne yazarsan o kalır. Biz o kağıtlara ne yazdık ey ahali? Televizyon ekranlarından şiddet mi damlattık? Sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde <strong>kiminle dost olduğuna</strong> bakmadan onları yalnız mı bıraktık? <strong>Dışarıdan ne aldığına, neler ile dolduğuna</strong> dikkat etmedik; şimdi o dolan nefret, okullarda kurşun olup yağıyor. 14 yaşında, 18 yaşında gencecik fidanlar, nasıl olur da birer <strong>katliam</strong> failine dönüşür? Bu sadece o çocukların değil, hepimizin, tüm toplumun ortak günahıdır.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Görüyoruz sağı solu, bin bir çeşit sapık, bin bir çeşit karanlık odak dolu. Biz onlara doğru yolu öğretmek yerine, ellerine tabletleri tutuşturup kendi dünyalarımıza çekildik. <strong>Zaman ayır gardaş zaman</strong> uyarısını kulak ardı ettik. Çocuklarımıza ayırmadığımız o zaman, bugün bizden en acı şekilde geri alınıyor. Onlar köle değil, onlar bizim geleceğimiz. Ama biz onlara sevgiyle, şefkatle yaklaşmak yerine; ya ihmal ettik ya da şiddeti bir çözüm yolu gibi sunduk.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Kültürümüzden, dilimizden, özümüzden koptukça savruluyoruz. <strong>Dil giderse, din de gider</strong> diyen Ozan, aslında kimliğimizin nasıl eridiğini haykırıyordu. Türk evladı, Türkçesine, edebine, adabına dikkat ederdi. Şimdi ise yabancı hayranlığı, şiddet içerikli oyunlar ve sanal dünyanın sahte kahramanları arasında kaybolan bir nesille karşı karşıyayız. Tam Türk, tam Müslüman, tam insan yetiştirmek yerine; ekranların esiri olmuş, vicdanı körelmiş bir kuşağın ayak seslerini duyuyoruz.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Arif’in dediği gibi; s<strong>aysak bitmez, bu konuya zaman yetmez</strong>. Ama şunu bilmeliyiz ki, son pişmanlık fayda etmez. Okullarımız ilim yuvası olmaktan çıkıp korku tüneline dönüyorsa, durup bir düşünmemiz lazım. Çocuklarımıza bakmak sadece karınlarını doyurmak değildir; ruhlarını doyurmak, kalplerine dokunmaktır.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element">
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Gelin, bu pazar, bu kutsal topraklarda, ecdadımızın bize emanet ettiği bu cennet vatanda, bir kez daha kendimize gelelim! Evlatlarımıza daha sıkı sarılalım, onların ruhlarına, zihinlerine neyin ekildiğine, <strong>neler ile dolduğuna</strong> can kulağıyla dikkat edelim. Çünkü ihmal edilen her çocuk, sadece bir <strong>pim</strong> değil, geleceğimizin kalbine yerleştirilmiş bir </span></span><span data-slate-node="text"><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">saatli bombadır!</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Bu bomba, cehaletle, ilgisizlikle, yozlaşmayla her geçen gün daha da güçleniyor ve patladığında hepimizi enkaz altında bırakacak! Uyanın ey millet, uyanın!</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]" data-slate-fragment="JTVCJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJHZWxpbiUyQyUyMGJ1JTIwcGF6YXIlMkMlMjBidSUyMGt1dHNhbCUyMHRvcHJha2xhcmRhJTJDJTIwZWNkYWQlQzQlQjFtJUM0JUIxeiVDNCVCMW4lMjBiaXplJTIwZW1hbmV0JTIwZXR0aSVDNCU5RmklMjBidSUyMGNlbm5ldCUyMHZhdGFuZGElMkMlMjBiaXIlMjBrZXolMjBkYWhhJTIwa2VuZGltaXplJTIwZ2VsZWxpbSElMjBFdmxhdGxhciVDNCVCMW0lQzQlQjF6YSUyMGRhaGElMjBzJUM0JUIxayVDNCVCMSUyMHNhciVDNCVCMWxhbCVDNCVCMW0lMkMlMjBvbmxhciVDNCVCMW4lMjBydWhsYXIlQzQlQjFuYSUyQyUyMHppaGlubGVyaW5lJTIwbmV5aW4lMjBla2lsZGklQzQlOUZpbmUlMkMlMjAlNUMlMjJuZWxlciUyMGlsZSUyMGRvbGR1JUM0JTlGdW5hJTVDJTIyJTIwY2FuJTIwa3VsYSVDNCU5RiVDNCVCMXlsYSUyMGRpa2thdCUyMGVkZWxpbS4lMjAlQzMlODclQzMlQkNuayVDMyVCQyUyMGlobWFsJTIwZWRpbGVuJTIwaGVyJTIwJUMzJUE3b2N1ayUyQyUyMHNhZGVjZSUyMGJpciUyMCU1QyUyMnBpbSU1QyUyMiUyMGRlJUM0JTlGaWwlMkMlMjBnZWxlY2UlQzQlOUZpbWl6aW4lMjBrYWxiaW5lJTIweWVybGUlQzUlOUZ0aXJpbG1pJUM1JTlGJTIwYmlyJTIwJTIyJTdEJTJDJTdCJTIydGV4dCUyMiUzQSUyMnNhYXRsaSUyMGJvbWJhZCVDNCVCMXIhJTIyJTJDJTIyYm9sZCUyMiUzQXRydWUlN0QlMkMlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyJTIwQnUlMjBib21iYSUyQyUyMGNlaGFsZXRsZSUyQyUyMGlsZ2lzaXpsaWtsZSUyQyUyMHlvemxhJUM1JTlGbWF5bGElMjBoZXIlMjBnZSVDMyVBN2VuJTIwZyVDMyVCQ24lMjBkYWhhJTIwZGElMjBnJUMzJUJDJUMzJUE3bGVuaXlvciUyMHZlJTIwcGF0bGFkJUM0JUIxJUM0JTlGJUM0JUIxbmRhJTIwaGVwaW1pemklMjBlbmtheiUyMGFsdCVDNCVCMW5kYSUyMGIlQzQlQjFyYWthY2FrISUyMFV5YW4lQzQlQjFuJTIwZXklMjBtaWxsZXRpbSUyQyUyMHV5YW4lQzQlQjFuISUyMiU3RCU1RCU3RCUyQyU3QiUyMnR5cGUlMjIlM0ElMjJwJTIyJTJDJTIyY2hpbGRyZW4lMjIlM0ElNUIlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyJUUyJTgwJTlDJUM0JUIwaG1hbCUyMGV0bWVuJTIwaWhtYWwlMjBzYWslQzQlQjFuJTJDJTIwJUMzJTg3b2N1a2xhcmElMjBpeWklMjBiYWslQzQlQjFuIS4uJUUyJTgwJTlEJTIyJTJDJTIyYm9sZCUyMiUzQXRydWUlN0QlMkMlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyJTIwQnUlMjBzYWRlY2UlMjBiaXIlMjAlQzUlOUZpaXIlMjBkaXplc2klMjBkZSVDNCU5RmlsJTJDJTIwYnUlMjBiaXIlMjB2YXRhbiUyMCVDMyVBN2ElQzQlOUZyJUM0JUIxcyVDNCVCMWQlQzQlQjFyJTJDJTIwYmlyJTIwYmVrYSUyMG1lc2VsZXNpZGlyISUyMiU3RCU1RCU3RCU1RA==">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><strong><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">“İhmal etmen ihmal sakın, Çocuklara iyi bakın!..”</span></strong><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Bu sadece bir şiir dizesi  ve bir köşe yazısı değil, bu bir vatan çağrısıdır, bir beka meselesidir! Umarım anlamışsınızdır!..</span></span></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ekointernethaber.com/beyaz-kagitlar-kana-bulanirken-cocuklarimiza-ne-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmene Sahip Çıkmayan Toplum!..</title>
		<link>https://www.ekointernethaber.com/85116-2/</link>
					<comments>https://www.ekointernethaber.com/85116-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 19:16:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünün Manşetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[aile bağları]]></category>
		<category><![CDATA[bireyselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[değer kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[empati eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörüsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim kopukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[komşuluk ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[maneviyat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[nesil çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[öfke kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlere şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[saygı ve sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[şükürsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal bozulma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ekointernethaber.com/?p=85116</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Toplum olarak bozulmuşluğumuzun derin izlerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Peki, biz bu hale nasıl geldik? Bir zamanlar komşuluk ilişkileriyle, aile bağlarıyla, saygı ve sevgiyle örülü bir toplumken, ne oldu da bu denli savrulduk? ŞÜKÜR SECERESİNİ UNUTTUK Elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmez, her şeyi olağan kabul eder olduk. Şükretmeyi unuttukça, sahip olduklarımızın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<p>Toplum olarak bozulmuşluğumuzun derin izlerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Peki, biz bu hale nasıl geldik? Bir zamanlar komşuluk ilişkileriyle, aile bağlarıyla, saygı ve sevgiyle örülü bir toplumken, ne oldu da bu denli savrulduk?</p>
<p><strong>ŞÜKÜR SECERESİNİ UNUTTUK</strong></p>
<p>Elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmez, her şeyi olağan kabul eder olduk. Şükretmeyi unuttukça, sahip olduklarımızın değerini yitirdik ve daha fazlasını arar hale geldik. Bu doyumsuzluk, bizi manevi anlamda fakirleştirdi.</p>
<p><strong>HER İŞİMİZE BESMELESİZ BAŞLAR OLDUK</strong></p>
<p>Hayatımızın her anına anlam katan, bereket getiren besmeleyi dilimizden düşürdük. İşlerimize başlarken Allah&#8217;ın adını anmayı unuttukça, işlerimizde de bereket kalmadı, huzurumuz kaçtı.</p>
<p><strong>KOMŞU ZİYARETLERİNİ UNUTTUK</strong></p>
<p>Bir zamanlar kapı komşumuzla ekmeğimizi, derdimizi paylaşırdık. Şimdi ise aynı apartmanda oturduğumuz insanları bile tanımıyoruz. Komşuluk kültürü, yerini yalnızlığa ve yabancılaşmaya bıraktı.</p>
<p><strong>ANA BABA VE AİLE EFRADI OLARAK AYNI SOFRA ETRAFINDA TOPLANAMADIK </strong></p>
<p>Aile, toplumun temel direğidir. Oysa şimdi aynı evde yaşayan bireyler bile farklı zamanlarda, farklı odalarda yemek yiyor. Sofralarımızdaki muhabbet azaldıkça, aile bağlarımız da zayıfladı.</p>
<p><strong>SAYGI VE SEVGİYİ KALDIRDIK</strong></p>
<p>Büyüklerimize hürmeti, küçüklerimize şefkati unuttuk. Saygı ve sevgi, yerini bencilliğe ve hoşgörüsüzlüğe bıraktı. Herkes kendi doğrusunu mutlak kabul eder oldu, farklılıklara tahammülümüz kalmadı.</p>
<p>Ben Siftah Yaptım Komşumdan Siftah Yap Anlayışından Uzaklaştık: Esnaf dayanışması, komşuluk hukuku gibi değerlerimizi yitirdik. Rekabetin acımasızlığına yenik düştük, birbirimize destek olmak yerine köstek olmayı tercih ettik.</p>
<p><strong>KAĞIT ÜZERİNDEN MÜSLÜMAN KALDIK</strong></p>
<p>İnancımızın gerekliliklerini sadece sözde yerine getirir olduk. Yaşantımızla, davranışlarımızla örnek olmaktan uzaklaştık. İslam&#8217;ın güzelliklerini hayatımıza yansıtmak yerine, sadece kimliğimizde taşıdık.</p>
<p><strong>EVLAT ANNE-BABAYI, BABA DA EVLADI DİNLEMEZ OLDU</strong></p>
<p>Nesiller arasındaki iletişim koptu. Anne-babalar evlatlarını anlamakta zorlanırken, evlatlar da ebeveynlerinin tecrübelerinden faydalanmayı reddetti. Bu kopukluk, aile içinde derin yaralar açtı.</p>
<p><strong>OTOBÜSTE YAŞLIYA YER VERMEZ OLDUK, SAYGIYI UNUTTUK</strong></p>
<p>Toplu taşıma araçlarında bile yaşlılara, hamilelere, engellilere yer vermeyi unuttuk. Bu basit ama anlamlı davranışlar, toplumdaki empati eksikliğinin bir göstergesi haline geldi.</p>
<p><strong>HEPİMİZİN ELİNDE TELEFON AYNI ODADA TELEVİZYON BİRBİRİMİZİ SORAMAZ OLDUK</strong></p>
<p>Teknoloji, bizi birbirimize yakınlaştırması gerekirken, aksine uzaklaştırdı. Aynı odada olsak bile herkes kendi sanal dünyasına çekildi, gerçek hayattaki iletişimimiz koptu. Hepimizin elinde telefon aynı odada televizyon birbirimizi soramaz olduk. Aynı evde yabancılar gibiyiz.</p>
<p><strong>HER BİRİMİZ PATLAYAN BİR BOMBA HALİNE GELDİK</strong></p>
<p>En küçük bir tartışmada bile öfkemize hakim olamaz olduk. Hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük ve şiddet, toplumun her kesimine yayıldı. Her an patlamaya hazır bir bomba gibi yaşıyoruz.</p>
<p><strong>EĞİTİMDEN UZAKLAŞTIK, TOPLUMU YETİŞTİREN EĞİTİMCİLERİMİZİ BİRER DÜŞMAN OLARAK GÖRDÜK</strong></p>
<p>En büyük hatamız belki de buydu. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimizi, rehberlerimizi düşman ilan ettik. Onların emeğini, fedakarlığını görmezden geldik.</p>
<p>Ders çalışmayan çocuğumuzun niye ders çalışmadığını değil, eğitimcinin çocuğumuza niye kızdığının arkasında durduk. Çocuklarımızın hatalarını örtbas etmeye çalıştık, öğretmenlerimizi suçladık. Bu tutum, çocuklarımızın sorumluluk almasını engelledi ve eğitim sistemine olan güveni sarstı.</p>
<p><strong>SONRA DA ELİ KANLI GENÇLERİ TOPLUMUN İÇİNE SALDIK</strong></p>
<p>İşte Siverek ve Kahramanmaraş&#8217;taki vahşetin anatomisi! Şanlıurfa&#8217;nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı ve Kahramanmaraş&#8217;taki okul baskını gibi olaylar, değerlerinden uzaklaşmış, saygıyı yitirmiş, şiddete meyilli gençlerin ortaya çıkışının acı bir sonucudur. Bir öğretmenin hunharca katledilmesi veya okullarda yaşanan bu tür şiddet olayları, sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumun vicdanına saplanan bir hançerdir.</p>
<p>Polisi Polis Bekliyor, Hastaneyi, Belediyeyi Güvenlik Koruyor, Adliyeyi, Valilik ve Kaymakamlıkları Polis Koruyor, Peki Toplumun Rehberi Olan Öğretmenler Niçin Korunmuyor? Bu nasıl bir çelişkidir? Toplumun en temel yapı taşı olan eğitimi emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz, neden bu kadar sahipsiz bırakılıyor? Onlar, geleceğimizi inşa eden mimarlardır. Onları korumak, onlara sahip çıkmak, hepimizin görevidir.</p>
<p><strong>BÖYLE Mİ BİLİM VE TEKNOLOJİDE MÜREFFEH TÜRKİYE&#8217;Yİ İNŞA EDECEĞİZ? </strong></p>
<p>Öğretmenlerine sahip çıkmayan, onların can güvenliğini sağlayamayan bir toplum, nasıl kalkınabilir? Nasıl bilimde, teknolojide ilerleyebilir? Müreffeh bir Türkiye inşa etmek istiyorsak, önce öğretmenlerimize hak ettikleri değeri vermeli, onları her türlü şiddetten korumalıyız. Unutmayalım ki, bir ülkenin geleceği, öğretmenlerinin ellerindedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ekointernethaber.com/85116-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
