Aziz DAĞTEKİN
Siyaset tarihimiz çok ilginç vaatlere, akla hayale gelmez sloganlara şahitlik etti ama CHP Lideri Özgür Özel’in belediye başkanına açık kaynaktan seslenerek, “Gerekirse kocanı boşa, partiyi bırakma” cümlesi, absürtlükler galerisinde en üst sıraya yerleşti.
Bir yanda aile kurumunu siyasi sadakat uğruna feda etmeyi öneren bir anlayış, diğer yanda ise “yolsuzluk” ve “şaibeli harcama” iddialarıyla adı anılan belediye başkanlarına gösterilen o meşhur müsamaha…
Özggür Özel’e sormak lazım: Bir kadının yıllarını verdiği eşinden boşanması, hukuki ve manevi yüküyle bazen yıllar sürerken; halkın parasını çarçur ettiği iddia edilen onlarca belediye başkanını partiden ihraç etmek neden sadece “iki dakikalık” bir disiplin kurulu kararına sığdırılamıyor?
Özgür Bey’e göre “evlilik akdi” siyasi aidiyetten daha kolay feshedilebilir bir şey mi? Eğer öyleyse, toplumun temel taşı olan aileye bakış açınız ile halkın emaneti olan belediye bütçelerine bakış açınız arasındaki bu uçurum neden?
Mesele şu: Halk, başkanlarından “boşanma tavsiyesi” değil, yolsuzluk iddiaları karşısında “kararlı bir duruş” bekliyor. Karikatürdeki teyzenin sorduğu o basit soru aslında milletin vicdanının sesidir: “Kocayı boşamak kolay da, siz bu şaibeleri ne zaman boşayacaksınız?”
Siyasette asıl sadakat eşe ya da koltuğa değil, millete ve dürüstlüğe olmalıdır. Aksi takdirde, sandık günü geldiğinde millet de o partiden “boşanmakta” hiç tereddüt etmez!
Ekointernet Haber Ulusal Haber Portalı