Aziz Dağtekin Yazdı
Bazı davalar vardır; anlatılmaz, yaşanır. Bazı bağlılıklar vardır; ilan edilmez, taşınır. Milliyetçi Hareket Partisi, benim için tam olarak böyle bir anlam taşır. Bir siyasi tercihten ibaret değil; bir ömrün içine yerleşmiş, zamanla karaktere dönüşmüş bir sadakatin adıdır.
MHP’yi anlamak için yalnızca programlarına, söylemlerine bakmak yetmez. Onu asıl anlamak için, zor zamanlarda kimlerin kaldığına, kimlerin sessizce çekildiğine bakmak gerekir. Çünkü bu hareket, hiçbir zaman kolay zamanların adresi olmadı. Alkışların çoğaldığı günlerde değil; bedelin ağırlaştığı, yalnızlığın derinleştiği anlarda sınandı.
Ülkücü Hareket, rüzgârın yönüne göre şekil alanların değil; fırtınaya rağmen yürümeyi göze alanların omuzlarında yükseldi. Bu yüzden çoğu zaman yalnız kaldı ama hiçbir zaman istikametini kaybetmedi. Zira ülkücülük, şartlara göre değişen bir kimlik değil; inançla taşınan bir duruştur.
Milliyetçi Hareket Partisi’ne gönül vermek; menfaat hesabı yapmak değil, millet hesabı yapmaktır. Kişilere göre değil, ilkelere göre saf tutmaktır. Bizim bağlılığımız isimlere değil; Türk milletinin bekasına, devletin ebed müddet yaşamasına olan inancadır. Bu yüzden görevler değişse de sadakat değişmez, şartlar ağırlaşsa da yön değişmez.
Bu hareketin mensupları iyi bilir: Ülkücü olmak, her şartta aynı kalabilmektir. Yalnız kaldığında yön değiştirmemek, bedel öderken pişman olmamak, susarken bile davasını satmamaktır. Ülkücülük; yüksek sesle konuşmaktan çok, ağır sorumluluklar taşımayı gerektirir.
Yıllar içinde açıkça görüldü ki; Milliyetçi Hareket Partisi’ni ayakta tutan şey konjonktür değil, köktür. Bu kök; şehitlerin kanıyla, gazilerin duasıyla, anaların gözyaşıyla beslenmiştir. O yüzden bu dava, günü kurtarmaya değil; yarını inşa etmeye taliptir.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bu hareketin hâlâ diri olduğunu görüyorum. Gençlerde aynı heyecan, büyüklerde aynı feraset, davamızda aynı kararlılık var. Bu da bize şunu açıkça gösteriyor: Milliyetçi Hareket Partisi sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin de teminatıdır.
Allah’a yaslanan, millete adanan, devlete sadakatle bağlanan bu yol; şartlar ne olursa olsun yarım kalmayacaktır. Çünkü bu yol, şahsi hesapların değil; bir milletin varlık mücadelesinin yoludur.
Ne mutlu bu davayı bir ömür taşıyanlara…
Ne mutlu bedel ödemeyi şeref bilenlere…
Ne mutlu şartlar değişse de “ben değişmedim” diyebilen ülkücülere…
Milliyetçi Hareket Partisi varsa, bu millet sahipsiz değildir.
Çünkü bu hareket, tam 57 yıldır yalnızca seçimlerden seçimlere hatırlanan bir yapı değil; milletin dara düştüğü her dönemde omuz veren, bedel ödemekten kaçınmayan bir iradenin adıdır. Elli yedi yıl; takvim yapraklarıyla ölçülecek bir süre değil, çileyle yoğrulmuş bir yürüyüştür. Yasaklarla, iftiralarla, yalnızlıklarla sınanmış ama hiçbir zaman inancından vazgeçmemiş dualı bir duruşun adıdır.
Bu 57 yılın her satırında; zindan da vardır, meydan da… Sessizlik de vardır, haykırış da… Kolay zamanların değil, zor dönemlerin partisi olmanın ağırlığı vardır. İşte bu yüzden Milliyetçi Hareket Partisi, yaşını rakamlarla değil; ödediği bedellerle, taşıdığı sorumluluklarla ve dimdik duruşuyla taşır.
Bugün 57. yılında Milliyetçi Hareket, dünün hatırası değil; yarının teminatıdır. Gençliğiyle diri, tecrübesiyle güçlü, davasıyla kararlıdır. Allah’a yaslanan, millete adanan, devlete sadakatle bağlanan bu yol; dün olduğu gibi bugün de, yarın da yarım kalmayacaktır.
Nice 57 yıllara…
İlk günkü imanla, aynı sadakatle, aynı ülküyle…
Ve ne olursa olsun; bu dava ilelebet yaşamaya devam edecektir.
Ekointernet Haber Ulusal Haber Portalı