Aziz DAĞTEKİN Yazdı
Tarih bazen bir hükümdarın kılıcında, bazen bir milletin yüreğinde yazılır. Ve bazen… bir karıncanın vazgeçmeyen inadında.
Bir zamanlar, her şeyini kaybetmiş bir adam vardı. Ordusu dağılmış, dostları toprağa düşmüş, umutları paramparça olmuştu. O adam, Timur Han’dı. Bir dağın yamacında, yalnız, yorgun ve kırgın otururken kader ona bir ders verdi. Küçücük bir karınca, kendisinden kat kat büyük bir buğday tanesini defalarca düşmesine rağmen tekrar tekrar taşımaya çalışıyordu. Düşüyordu. Yeniden kalkıyordu. Tekrar düşüyordu. Ama vazgeçmiyordu.
İşte o an, yalnız bir hükümdar değil, bir milletin karakteri ayağa kalktı.
Çünkü Türk’ün kaderinde vazgeçmek yoktur.
Aradan asırlar geçti. O gün Semerkand’ın ufkunda yanan diriliş ateşi, bugün Türkiye semalarında hâlâ yanmaktadır. Bugün de bu millet kuşatılmak istenmektedir. Ekonomik zincirlerle diz çöktürülmek, küresel baskılarla boyun eğdirilmek istenmektedir. Paranın gücüyle iradesinin kırılabileceğini sananlar vardır.
Ama onlar Türk’ün tarihini bilmezler.
Bu millet, aç kalmıştır ama diz çökmemiştir.
Bu millet, yalnız kalmıştır ama teslim olmamıştır.
Bu millet, yıkılmıştır ama her defasında küllerinden yeniden doğmuştur.
Bugün savaş meydanları değişmiştir. Artık düşman kalelerinin yerini, teknolojinin soğuk duvarları almıştır. Ama Türk milleti yine oradadır. Bir zamanlar kılıç tutan eller, bugün devreler tasarlıyor. Bir zamanlar at sırtında fetheden irade, bugün gökyüzünü fetheden mühendislerin zihninde yaşamaktadır.
ASELSAN’ın laboratuvarlarında, TUSAŞ’ın hangarlarında, Baykar’ın gökyüzüne yükselen kanatlarında yalnızca teknoloji yoktur. Orada bir milletin bağımsızlık yemini vardır. Orada bir milletin Biz buradayız haykırışı vardır.
Çünkü Türk milleti, başkasının merhametiyle yaşamayı reddeden bir millettir.
Bugün ekonomimizi sıkıştırmak isteyenler, aslında bir milletin ruhunu sıkıştırmaya çalışmaktadır. Ama bilmezler ki Türk milleti demirle değil, imanla yoğrulmuştur. Bu milletin bileğini bükemeyenler, şimdi diz çöktürmeye çalışmaktadır. Fakat nafile…
Çünkü bu millet, zulmün karşısında duran millettir.
Çünkü bu millet, mazlumun sığınağı olan millettir.
Çünkü bu millet, kanla büyümeyi değil, adaletle yükselmeyi seçen millettir.
Bugün Ankara’nın ayazında nöbet tutan bir asker, İstanbul’un ışıkları altında çalışan bir mühendis, Anadolu’nun bağrında alın teri döken bir işçi… Hepsi aynı destanın yaşayan kahramanlarıdır.
Onlar bilir ki bu topraklar sıradan topraklar değildir.
Onlar bilir ki bu bayrak sıradan bir bayrak değildir.
Onlar bilir ki bu millet sıradan bir millet değildir.
Biz, karıncanın azminden ders alanların torunlarıyız.
Biz, yıkıldığında yeniden ayağa kalkmayı bilenlerin mirasçılarıyız.
Biz, diz çökmeyi değil, ayağa kalkmayı bilen bir milletiz.
Ve dünya bilsin:
Türkiye yalnız değildir.
Türkiye çaresiz değildir.
Türkiye teslim olmayacaktır.
Çünkü bu milletin kalbi hâlâ aynı güçle atmaktadır. Ve o kalp attığı sürece, hiçbir güç Türk milletinin yürüyüşünü durduramayacaktır.
Ekointernet Haber Ulusal Haber Portalı