Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti
Bir parti düşünün…
Mahkeme salonlarında tartışılıyor.
Kurultayları şaibe iddialarıyla anılıyor.
Eski genel başkanı çıkıp “özür diliyorum” diyerek kendi dönemine hançer vuruyor.
Ve herkes aynı soruyu soruyor:
CHP’nin asıl sorunu iktidar mı, yoksa CHP’nin kendisi mi?
Kemal Kılıçdaroğlu‘nun sözleri sıradan bir siyasi konuşma değildi.
Bu konuşma, yıllardır kapalı kapılar ar
dında fısıldanan tartışmaların yüksek sesle dile getirilmesiydi.
Çünkü Kılıçdaroğlu ilk kez sadece rakiplerini değil, kendi dönemini de sorguladı.
“FETÖ ajanlarını fark edemedim” dedi.
“Hortumları kesemedim” dedi.
“Belediyelerde harama bulaşanları ayıklayamadım” dedi.
Asıl soru şu:
Bu sözler geçmişe mi yönelikti?
Yoksa bugün CHP’yi yöneten kadrolara mı?
İsim verilmedi.
Ama siyasette bazen isim vermemek, isim vermekten daha yüksek ses çıkarır.
Bugün CHP iki ayrı fotoğraf veriyor.
Bir tarafta “değişim” diyerek yola çıkanlar.
Diğer tarafta “önce arınma” diyenler.
Bir tarafta koltuğu kazanmanın yeterli olduğunu düşünenler.
Diğer tarafta partinin ruhunu kaybettiğini söyleyenler.
İşte CHP’nin kaderi tam burada düğümleniyor.
Çünkü mesele artık genel başkanlık yarışı değil.
Mesele, CHP’nin hangi kimlikle yoluna devam edeceği.
Parti; şaibe tartışmalarıyla mı anılacak?
Yoksa kendi içindeki hesaplaşmayı yapıp yeni bir sayfa mı açacak?
Kılıçdaroğlu‘nun konuşmasının satır aralarında gizlenen asıl soru da bu.
CHP kime yar olacak?
Parti içine sızdığı iddia edilen yapılara mı?
Siyasi rant düzenlerine mi?
Yoksa köklü bir muhasebe ve arınma talep eden tabanına mı?
Türk siyasetinde bazen seçimlerden daha önemli kırılmalar vardır.
Bugün CHP’nin yaşadığı tam da böyle bir kırılmadır.
Çünkü artık tartışma kimin genel başkan olacağı değildir.
Tartışma, CHP’nin ne olacağıdır.
Ve bu sorunun cevabı sadece CHP’nin değil, Türkiye siyasetinin önümüzdeki yıllarını da belirleyecektir.
Ekointernet Haber Ulusal Haber Portalı