Aziz Dağtekin | Pazar Sohbeti
2016’dan beri MHP, kritik dönemeçlerde AK Parti’nin yanında durdu. Siyasi bedeller ödendi, riskler alındı, Cumhur İttifakı ayakta tutuldu.
Şimdi Devlet Bahçeli çıkıyor ve önümüzdeki beş yılın formülünü açıklıyor: “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP!”
Peki neden şimdi? Bu cümle yalnızca bir hedef açıklaması mı, yoksa Ankara’da yeni bir dönemin habercisi mi?
ON YILLIK DESTEĞİN ARDINDAN NE DEĞİŞTİ?
Ankara kulislerinde konuşulduğu öne sürülen bir iddia var: Erdoğan ile Bahçeli arasında, 6 Şubat 2023 depremlerinden önce yürütmenin Erdoğan’da, yasamanın ise MHP’nin daha etkin olduğu bir yapıyla şekillenmesine ilişkin bir mutabakat konuşulduğu ileri sürülüyor. Depremin ardından bu başlığın ertelendiği, şimdi yeniden gündeme geldiği iddia ediliyor.
Bu, bağımsız kaynaklarla doğrulanmış bir anlaşma değil; kulis iddiası.
Ama şu soru ortada duruyor: Bahçeli neden bugün yasamada daha fazla güç ve denetim istiyor?
FON KRİZİ Mİ, DENETİM KRİZİ Mİ?
Bahçeli’nin 3 Ekim’de fon soruşturması ve belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları hakkında yaptığı açıklamalar dikkat çekiciydi. Kamu kaynakları, çıkar ilişkileri, denetim eksiklikleri ve kayırmacılık tartışmalarını gündeme taşıdı.
Buradan hareketle kesin hükümler vermek mümkün değil. Fakat şu soruları sormak herkesin hakkı:
Erdoğan’ın siyasi itibarını kendi çıkarı için kullananlar var mı? Kamu kaynaklarının kullanımında denetim yeterli mi? Siyasi yakınlık, bazı kişilere ayrıcalık sağlıyor mu?
İddia varsa araştırılsın. Delil varsa gereği yapılsın. Kimse makamına, partisine veya yakınlığına güvenerek hukukun dışında kalmasın.
Çünkü devletin kasası sahipsiz, milletin hakkı da sahipsiz değildir.
BAHÇELİ’NİN MESAJI BİR DÖNÜM NOKTASI MI?
Bahçeli’nin açıkladığı formül, MHP’nin yasamada daha fazla temsil, kurumsal güç ve siyasi etki hedeflediğini ortaya koyuyor. Bunun ötesindeki niyetleri ise ancak somut gelişmeler gösterebilir.
Yine de siyasetin en temel sorusu değişmiyor:
Bir ittifakın gücü yalnızca birbirine destek vermesiyle mi ölçülür, yoksa yanlışları denetleyebilmesiyle mi?
On yıllık siyasi desteğin ardından daha güçlü denetim talebi öne çıkıyorsa, bunun karşılığı da sözde değil, uygulamada görülmelidir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN SINAVI
Türkiye terörden kurtulmak, kaynaklarını kalkınmaya ayırmak ve geleceğine güvenle bakmak istiyor. Bunun yolu yalnızca silahların susmasından değil; hukukun güçlenmesinden, kamu kaynaklarının korunmasından ve vatandaşın adalete güvenmesinden de geçiyor.
Terörsüz Türkiye istiyorsak, adaletin de istisnasız işlemesini istemeliyiz.
Şimdi gözler Ankara’da . Bahçeli’nin çıkışı yeni bir denetim anlayışına mı dönüşecek, yoksa siyasi formül olarak mı kalacak?
Ama şu gerçeğide belirtelim : Siyasette ittifaklar kurulabilir, görev paylaşımı tartışılabilir. Milletin hakkı ise hiçbir pazarlığın dışında bırakılamaz.
Bunu zaman gösterecek.
Ama milletin beklediği şey belli: Daha fazla siyasi hesap değil, daha fazla şeffaflık. Daha fazla söz değil, daha fazla hesap verebilirlik.
Çünkü hiçbir ittifak milletin üstünde, hiçbir siyasi itibar hukukun önünde değildir.
Ekointernet Haber Ulusal Haber Portalı