Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti
İnsan, ömrü boyunca iki yol arasında yürür.
Birisi kalabalığın yolu…
Diğeri hakikatin yolu.
Kalabalığın yolu alkışlıdır.
Hakikatin yolu ise çoğu zaman yalnızdır.
Fakat Allah katında kıymetli olan, alkış değil; istikamettir.
Bugün dünyanın en büyük problemi ekonomik kriz değildir.
Siyasi kutuplaşma değildir.
Teknolojinin baş döndürücü hızı da değildir.
Asıl problem, insanın kendi özünü kaybetmesidir.
İnsan satılınca…
Vicdan susuyor.
İnsan eğilince…
Haysiyet eksiliyor.
İnsan kin besleyince…
Merhamet ölüyor.
Oysa müminin pusulası makam değildir.
Servet değildir.
Şöhret değildir.
Allah’ın rızasıdır.
Onun için…
İtilirsin…
Atılırsın…
Dışlanırsın…
Ama satılmazsın.
Doğru bildiğin yolda yürürsün.
Gerekirse devrilirsin.
Ama eğilmezsin.
Çünkü biliyorsun ki eğilen sadece beden değildir.
Bazen karakter de eğilir.
Bazen şahsiyet de.
Bazen iman da yara alır.
Hayat bize çok şey kazandırabilir.
Ev…
Araba…
Makam…
Servet…
Hepsi güzel.
Ama bir insanın aldığı beddua, sahip olduğu bütün servetten daha ağırdır.
Onun için mal kazanırken gönül kaybetmemek gerekir.
Ticaret yaparken ahireti iflas ettirmemek gerekir.
Okumak güzeldir.
Bilgi güçtür.
Ama dili lanete alıştıran bir ilim, sahibini yüceltmez.
Kalbi karartan bilgi, hikmet değildir.
Kapını aç.
Sofranı aç.
Gönlünü aç.
Muhtaca el uzat.
Mazlumun duasını al.
Ama öfken geldiğinde ağzını açmadan önce vicdanına danış.
Çünkü bir söz, yıllarca kapanmayacak yaralar açabilir.
Bugün insanlık bilgi çağında yaşıyor.
Fakat hikmet çağında yaşamıyor.
Bilgimiz arttı.
Merhametimiz azaldı.
Evlerimiz büyüdü.
Gönüllerimiz küçüldü.
Takipçiler çoğaldı.
Dostlar azaldı.
İşte bunun için…
Kin değil umut beslemeliyiz.
Nefret değil dua büyütmeliyiz.
Çocuklarımızı sadece başarılı değil, ahlaklı yetiştirmeliyiz.
Onlara diploma kadar vicdan da bırakmalıyız.
Unutmayalım…
Rakibini geçebilirsin.
Sınıfını geçebilirsin.
Hayatta herkesi geçebilirsin.
Fakat bir gün kabre girdiğinde kimseyi geçmiş olmayacaksın.
Orada sadece ameller konuşacak.
Bugün servetini sayıyorsan…
Bir gün sevaplarını da sayabilecek misin?
Bugün büyüklerini sayıyorsan…
Yarın Rabbinin huzurunda yüzün ak olacak mı?
Asıl soru budur.
Dünya bize kalıcı bir adres vermedi.
Sadece geçici bir misafirlik verdi.
Öyleyse bu misafirhanede birbirimizi kırarak değil, gönüller yaparak yaşayalım.
Çünkü geriye kalan;
Ne makamdır…
Ne servettir…
Ne alkıştır…
Geriye kalan yalnızca güzel bir isim, hayırlı bir amel ve Allah’ın razı olduğu bir ömürdür.
Bu mübarek Cuma günü vesilesiyle Rabbimizden niyazımız odur ki;
Bize doğrulmayı nasip etsin ama kibri değil…
Dik durmayı nasip etsin ama zulmü değil…
Kazandırmayı nasip etsin ama haramı değil…
Konuşmayı nasip etsin ama gıybeti değil…
Sevmeyi nasip etsin ama nefreti değil…
Ve en önemlisi…
Kalabalıklar içinde kaybolmadan, Hakk’ın yolunda dosdoğru yürümeyi nasip etsin.
Hayırlı Cumalar…
Ekointernet Haber Ulusal Haber Portalı
