Barrack’tan Netanyahu’ya Sert Eleştiri, Türkiye’ye Övgü

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin bölgesel gücüne ve etkisine dikkat çekerek, ülkenin Orta Doğu denkleminde kilit aktörlerden biri olduğunu vurguladı. Barrack’ın değerlendirmeleri, hem Türkiye’nin diplomatik rolüne hem de İsrail-Suriye hattındaki gelişmelere ilişkin önemli mesajlar içerdi.

Barrack, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “etkili bir lider” olarak tanımlarken, güçlü liderliklerin Orta Doğu’daki dönüşüm süreçlerinde belirleyici rol oynadığını ifade etti. Türkiye’nin askeri kapasitesi, nüfusu ve ekonomik yapısıyla sadece NATO içinde değil, bölgesel ölçekte de güçlü bir konumda bulunduğunu dile getiren Barrack, “Türkiye hafife alınacak bir ülke değil” sözleriyle dikkat çekti.

İsrail’e yönelik değerlendirmelerinde ise Binyamin Netanyahu’nun politikalarına değinen Barrack, özellikle 7 Ekim sonrası dönemde İsrail’in sınır ve uluslararası hatlara yaklaşımının değiştiğini savundu. Netanyahu’nun mevcut durumda sınırları ve geçmiş anlaşmaları dikkate almadığını ifade eden Barrack, bu durumun bölgedeki gerilimi artırdığını belirtti. İsrail’in, Suriye sınırındaki gelişmelerde Dürzileri koruma gerekçesiyle sınır ihlallerinde bulunduğunu ileri süren Barrack, iki taraf arasındaki güven eksikliğinin bu tür hareketleri tetiklediğini söyledi.

Suriye’nin ise bu süreçte daha temkinli bir tutum sergilediğini belirten ABD’li diplomat, Şam yönetiminin doğrudan çatışmaya girmemeyi tercih ederek daha “akılcı” bir yol izlediğini ifade etti. Barrack, Suriye’nin defalarca İsrail ile görüşmeye hazır olduğunu dile getirdiğini ve hatta normalleşme konusunda Lübnan’dan daha hızlı ilerleme sağlanabileceğini öne sürdü.

Orta Doğu’da askeri yöntemlerle kalıcı çözümler elde edilemeyeceğini vurgulayan Barrack, savaşların sadece yeni nesillerde düşmanlık duygularını beslediğini söyledi. İsrail’in 1948’den bu yana benimsediği güvenlik yaklaşımının bölgedeki genel eğilimlerle örtüşmediğini belirten Barrack, Lübnan örneğini vererek geçmişte yapılan ateşkes ve anlaşmaların kalıcı barış getirmediğini hatırlattı.

Türkiye’nin arabuluculuk rolüne de özel bir parantez açan Barrack, özellikle Gazze’de devam eden ateşkes ihlalleri bağlamında Ankara’nın sürece dahil edilmesinin önemli olabileceğini ifade etti. Türkiye’nin hem bölge ülkeleriyle hem de farklı aktörlerle konuşabilme kapasitesine sahip olduğunu belirten Barrack, bu özelliğin çatışmaların çözümünde kritik rol oynayabileceğini söyledi. Türkiye ve Katar’ın Hamas konusundaki tutumları nedeniyle geçmişte eleştirildiğini hatırlatan Barrack, bu yaklaşımın aslında iletişim kanallarını açık tutma açısından avantaj sağlayabileceğini dile getirdi.

ABD’nin Suriye politikasına da değinen Barrack, Washington yönetiminin son dönemde askeri varlığını azaltma yönünde önemli bir adım attığını açıkladı. ABD’nin Suriye’deki son askeri unsurlarını da geri çektiğini belirten Barrack, bunun son yüzyılda izlenen politikalardan farklı bir yaklaşım olduğunu söyledi. DEAŞ ile mücadelede önemli bir rol oynayan bölgelerden çekilmenin dikkat çekici olduğunu ifade eden Barrack, yeni dönemde daha farklı bir strateji benimsendiğini vurguladı.

Suriye’deki mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde ise Barrack, geçmişte iç çatışmalar, etnik gerilimler ve dış etkilerle istikrarsız bir yapı sergileyen ülkenin, bugün daha dengeli bir noktaya geldiğini savundu. Şam yönetiminin İsrail’e karşı askeri bir adım atmamasına dikkat çeken Barrack, Suriye liderliğinin açık şekilde çatışma istemediğini ve normalleşmeye hazır olduğunu defalarca dile getirdiğini belirtti.

ABD-Türkiye ilişkilerine de değinen Barrack, son dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir ivme yakalandığını söyledi. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki iletişimin bu süreçte etkili olduğunu ifade eden Barrack, savunma, ticaret ve diplomasi alanlarında ilerleme kaydedildiğini belirtti. S-400 meselesinin çözüme kavuşabileceğini ve Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil edilmesinin mümkün olabileceğini dile getirdi.

İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkese de değinen Barrack, bu adımın en önemli sonucunun “anlamsız ölümleri durdurmak” olduğunu söyledi. Ancak sürecin henüz tamamlanmadığını belirten Barrack, masada Hizbullah ve İran gibi önemli aktörlerin bulunmadığına dikkat çekti. Bu nedenle kalıcı çözüm için daha kapsamlı bir sürece ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Genel değerlendirmesinde Barrack, Orta Doğu’da kalıcı barışın ancak kapsayıcı politikalar, ekonomik işbirliği ve güçlü diplomasi ile mümkün olabileceğini ifade etti. Türkiye’nin bu denklemde oynayacağı rolün ise giderek daha da önem kazandığını sözlerine ekledi.

Hakkında Editör

Taraf olmayan, habercilik yapan Ekointernet Haber, bağımsız özgür, tarafsız habercilik ilkesini benimsemiş olup, hakkın ve haklının yanında yer almayı ilke edinmiştir.

Göz Atmak İster misiniz?

90 Bin TL’lik Ceza Tartışma Yarattı: CHP’den Kritik Hamle

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), trafik cezalarında önemli artışlar öngören yeni yasal düzenlemeye karşı yargı yoluna …

Bir yanıt yazın