Ya Bütün Sevaplarınız Silinirse?

Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti


Her hafta gelen Cuma, takvimde işaretlenmiş sıradan bir gün değildir. Cuma; vicdanın kendisiyle hesaplaştığı, kalbin dünya gürültüsünden sıyrılıp Rabbine yöneldiği müstesna bir rahmet kapısıdır. Bu kapının eşiğinde dururken insanın kendisine sorması gereken en önemli soru şudur:

Ben gerçekten doğru bir insan mıyım?

Çünkü doğru insan olmak; sadece namaz kılmakla, oruç tutmakla, tesbih çekmekle ölçülmez. Asıl ölçü, Allah’ın emrine bağlı kalırken O’nun kullarının hakkına da titizlikle riayet edebilmektir.

Bugün ne yazık ki büyük bir yanılgının içindeyiz.

İnsanlar ibadetlerini konuşuyor ama ticaretini konuşmuyor.

Secdesini gösteriyor ama kul hakkını gizliyor.

Camiyi dolduruyor ama vicdanını boş bırakıyor.

Oysa Allah’ın huzuruna götüreceğimiz en ağır yük, çoğu zaman işlediğimiz gizli günahlar değil; incittiğimiz insanların ahıdır.

Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), gerçek müflisi tarif ederken ibadetleri çok olduğu halde insanların hakkını yiyen kimsenin kıyamet günü bütün sevaplarını dağıtacağını, sonunda da başkalarının günahlarını yüklenerek cehenneme sürükleneceğini haber vermiştir.

Ne kadar sarsıcı…

Düşünün…

Bir ömür namaz kılmışsınız…

Oruç tutmuşsunuz…

Zekat vermişsiniz…

Kur’an okumuşsunuz…

Fakat bir yetimin malına el uzatmış,

Bir komşunun gönlünü kırmış,

Bir çalışanın alın terini geciktirmiş,

Bir mazluma iftira etmiş,

Bir kardeşinizin arkasından konuşmuşsanız…

Mahşer günü bütün ibadetleriniz, hak sahiplerinin önüne sermaye olarak konulacak.

İşte gerçek iflas budur.

Bugün toplumun en büyük yarası haramın sıradanlaşmasıdır.

Eskiden insanlar haramdan korkardı.

Şimdi haram kazanca “uyanıklık”,

Faize “ticaret”,

Rüşvete “hediye”,

Yalana “strateji”,

İftiraya “algı”,

Kul hakkına ise “işin gereği” deniliyor.

Vicdan sustukça haram normalleşiyor.

Normalleşen her haram ise toplumun manevî omurgasını kırıyor.

Şunu hiçbir zaman unutmayalım:

Haram, sadece cebimize girmez.

Haram önce kalbe girer.

Sonra eve girer.

Sonra çocukların terbiyesine girer.

Sonra bereketi çıkarır.

Sonra huzuru alır.

Ardından duaların semaya yükselmesini engeller.

Nitekim Peygamber Efendimiz buyuruyor:

“Midesine haram lokma giren kimsenin kırk gün duası kabul olmaz.”

Bu sadece mideye giren lokmayı anlatmıyor.

Bu, hayatın tamamını anlatıyor.

Çünkü haram kazançla büyüyen nesiller, helalin kıymetini bilemez.

Haramla kurulan sofralarda bereket olmaz.

Haramla yapılan ticarette huzur olmaz.

Haramla büyüyen servet, sahibine güven vermez.

Çünkü Allah’ın razı olmadığı kazanç, insanı zengin etmez; sadece hesabını ağırlaştırır.

Bugün Cuma…

Belki de tövbe etmek için önümüzde duran en büyük fırsat.

Bugün telefon rehberimizi açıp kırdığımız bir gönlü aramanın günüdür.

Bugün borcumuzu ödemenin günüdür.

Bugün helallik istemenin günüdür.

Bugün anne-babanın gönlünü almanın günüdür.

Bugün eşimize, evladımıza, komşumuza, çalışma arkadaşımıza daha adil davranmanın günüdür.

Çünkü Allah, affedicidir.

Fakat kul hakkı, hak sahibi affetmedikçe kapanmayan bir dosyadır.

İşte bu yüzden gerçek mümin, yalnızca Allah’tan korkan değil; Allah’ın kullarını incitmekten de korkan insandır.

Unutmayalım…

Doğruluk, sadece doğru söz söylemek değildir.

Doğruluk;

Kimsenin hakkını yememektir.

Emanete ihanet etmemektir.

Yetimin malına dokunmamaktır.

Ölçü ve tartıda dürüst olmaktır.

Kimsenin namusuna dil uzatmamaktır.

İftiradan kaçmaktır.

Gıybetten uzak durmaktır.

Helal lokma için alın teri dökmektir.

İşte Cuma’nın bize hatırlattığı en büyük hakikat budur:

Allah, çok ibadet eden kullar değil; temiz kalpli, helal lokmalı, kul hakkından titizlikle sakınan kullar ister.

Gelin bu mübarek Cuma’yı sadece camide değil, vicdanımızda da yaşayalım.

Kıldığımız namaz kadar kazandığımız lokmayı,

Okuduğumuz Kur’an kadar incittiğimiz gönülleri,

Yaptığımız dualar kadar ödeyemediğimiz hakları da düşünelim.

Çünkü ahirette bize sorulacak en ağır soru belki de şu olacaktır:

“Bana kulluk ettin; peki kullarıma nasıl davrandın?”

Rabbim bizleri helal lokmadan ayrılmayan, kul hakkından titizlikle sakınan, doğruluğu hayatının merkezine koyan, vicdanı diri müminlerden eylesin.

Hayırlı ve bereketli Cumalar…

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

Ankara NATO Zirvesi İçin Geri Sayım: Kallas’tan Birlik ve Güvenlik Mesajı

Ankara’nın 7-8 Temmuz tarihlerinde ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi öncesinde Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler …

Bir yanıt yazın