ABD emperyalizmine ve Suriye’deki organizasyonuna dikkat!

Aziz Dağtekin yazdı

Türkiye kendi iç kargaşalıklarıyla meşgul edilirken, birileri yine sinsi bir şekilde ülkemizin burnunun dibinde kirli işler kovalamaya başladı.

Deprem, sel felaketi derken, uyduruktan 6’lı masanın devrilmesiyle suni gündem oluşturan muhalefet,  ABD Genel Kurmay Başkanının Kuzey Suriye’de alelacele bir şekilde kanlı terör örgütü ile iş tutup ülkesine döndüğü gün İYİ Parti lideri Meral Akşener’in yeniden 6’lı masaya dönüşüne dikkat çekmiştik.  ABD, ülkemizin bağımsızlığı ve ulusal çıkarlarıyla aleni bir şekilde oynamaktadır. Erdoğan’ı devirme hırsıyla ABD’nin dümen suyuna takılan 6’lı masa ile diğer gizli bileşenleri olup biten tehlikeli gelişmeleri görmezden gelmektedirler.

Meral Akşener’in kasıtlı olarak uyduruktan masayı devirdiğini, bu hamle ile asıl hedefin ABD’nin Suriye’deki terör örgütlerinin ziyaretini kamufle etmek olduğunu yazmıştık. Aradan uzun bir süre geçmeden bu tezlerimiz haklılığını gösterdi. Şimdi ülke olarak yine kritik bir seçime gidiyoruz ve bir takım fırsatçıların Türkiye’nin seçim gündemine odaklanmasını fırsata dönüştürme arayışlarına giriştiğine dair ciddi işaretler de alıyoruz.

Mart ayının başından bu yana Kuzey Suriye ve Irak bölgelerinden gelen çok enteresan haberler var. Ayın ilk günlerinde, Türkiye’de Millet İttifakı’nın uydurma masa devirmesinin hemen ardından ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley, Suriye’nin kuzeydoğusuna gelerek burada, YPG/PKK terör örgütünün lider kadrolarıyla görüşmeler yapıp talimatlarını verdikten sonra hemen bölgeden ayrılıyor.

Bu hadsiz ve düşmanca ziyaret üzerine ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Hain ziyaret ile ilgili bir süre sessiz kalan Mark Milley, daha sonraki günlerde ziyaretinin amacının görev güçlerini kontrol etmek olduğunu söyledi ise de ikna olmuş değiliz.

Ancak, Mark Milley’in açıklamasında PKK/YPG’lilerle Türkiye’ye karşı yaptığı ziyarete dair ikna edici bir izahat yoktu. ABD Genelkurmay Başkanı’nın bu bölücü ve düşmanca ziyaretten beklediği sonucu alamamış olmalı ki, birkaç gün sonra, CENTCOM Komutanı General Michael Kurilla, aynı bölgeye bir ziyaret gerçekleştirdi.

ABD’nin bölgeye bu dikkat çekici üst düzey ziyaretlerin ardından, geçtiğimiz Çarşamba günü, Irak’ın kuzeyinden Dohuk’tan çok çarpıcı olduğu kadar kirli işbirliğini belgeleyen bir haber geldi. İçinde PKK/YPG’lilerin bulunduğu Eurocopkter AS350 tipi bir helikopterin düşmesi sonucu 7 kanlı terör örgütü mensubu öldü.

Bu esrarengiz gelişme üzerine akıllara hemen şu türden sorular geldi:

ABD Genel Kurmay Başkanı Mark Milley, bu düşmanca ziyaretiyle Türkiye’yi zora sokacak hangi görev güçlerini kontrol etti? PKK/YPG mi, diğer terör örgütlerini mi?
Kanlı terör örgütü PKK/YPG’nin envanterinde helikopter olmadığına göre, o düşen helikopter hangi müttefikimize ait?
ABD’nin Genel Kurmay Başkanı Mark Milley, ziyaretinin amacının görev güçlerini kontrol etmek olduğunu vurguladığı açıklamasına baktığımızda helikopterin düşmesi sonucu geberen PKK/YPG’lilerin nasıl bir görev tanımı vardı?

Gelen endişe verici bilgilere göre, düşen helikopter, PKK/YPG’nin Kuzeydoğu Suriye’deki merkezlerinden biri olan Haseke’den Irak’ın Süleymaniye’ye doğru hareket halinde olduğu yönündeydi.

Aradan iki gün geçtikten sonra PKK/YPG, düşen helikopterde ölenlerin kendi militanları olduğunu kabul eden bir açıklama yaptı. Hatta ölenlerden birinin, kanlı örgütün PKK/YPG’nin Suriye lideri Mazlum Kobani’nin yeğeni Şervan Kobani olduğu, diğerlerinin de PKK/YPG’nin sözde özel kuvvetler birliği YAT’a ait olduğu bildirildi.

Bu kadar tehlikeli bir şekilde burnumuzun dibine kadar girip kirli işlere imza atan ABD, neyin peşinde? Terör örgütleriyle iş tutan ABD’nin dost olmadığını çok net bir şekilde biliyoruz. Ey eli kanlı ABD, artık yakamızdan düş. Yetmez mi ülkemize verdiğin zararlar. Kuzeyimizde Ukrayna ile Rusya’yı anlaşmalı bir şekilde kavgaya tutuşturdun, Güneyimizde ise Esad ile kanlı terör örgütlerini kapıştırıyorsun. Şimdilerde de ülkemizin başına ördüğünüz bela ve musibetler sebebiyle Türkiye’nin kendi derdine düşmesini fırsata çevirip, kenarda köşede kurduğunuz o tehlikeli oyunu görmezden gelmesini istiyorsunuz. Biz oynadığınız oyunun farkındayız. Devlet büyüklerimizin de bu tehlikeli oyununuzu gördüklerinin bilincindeyiz.

 ABD’nin ve kanlı terör örgütü YPG/PKK’nın geçmiş yıllardaki stratejilerine bakıp, gardımızı doğru bir şekilde almalıyız. Erdoğan gitsin de kim gelirse gelsin algısından kurtulup özümüze dönmeliyiz. Şunu net olarak anlamalıyız  Erdoğan, ABD’nin ve AB’nin hatta bütün emperyalist güçlerin kabusu olmuştur.

Bu bilgiler ışığında gelin ABD ile AB ve diğer emperyalist güçlerin Türkiye’nin bekasına, toprak bütünlüğüne keza ileriye dönük asıl stratejik hedeflerine bir kez daha göz atalım.

2015 yazından itibaren PKK/YPG’ye karşı güçlü bir mücadele yürüten Türkiye, ülkeye dönük tehditleri önemli ölçüde minimize etti mi? Etti…
Suriye’deki harekatlarla oluşturulan güvenli bölgelere, en son Pençe/Kilit harekatıyla Kuzey Irak’ta oluşturulan fiili güvenli bölgeler eklendi mi? Eklendi.
Peki!.. Çok açık ki, PKK/YPG terör örgütü ile arkasındaki dış güçler, Suriye ve Irak’taki fiili durumu, bir şekilde Türkiye topraklarına taşıma hedefinden uzaklaşmış mı? Hayır..

Onlar açısından bunun yolu, Türkiye’nin siyasi istikrarsızlığa gömülmesi, zayıf hükümetlerin iş başına geçmesi, ülkenin iç kargaşalar nedeniyle güvenlik kaygılarına odaklanma mecalinin kalmaması gibi faktörler üzerinden geçiyor.

Gelin bu tezlerimizi güçlendiren HDP’li Sezai Temelli’nin şu sözlerine bir göz atalım. Ne demişti Sezai Temelli:

“Bu iktidarı devirdiğimiz gün, bir son değil, bir başlangıç olacak. Ondan sonraki sürecin inşasına HDP öncülük edecek”

HDP ve sırtını yasladığı silahlı kanlı terör örgütü olan PKK, bu seçimleri, Türkiye’nin terörle mücadele perspektifini kaybettiği, kazanımlarının boşa çıkarıldığı bir fırsat penceresi olarak görüyor. 6’lı masa ile ittifaka yönelmelerinin kendileri açısından stratejik hedefi ise, temsil ettikleri hareketin tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi, Doğu ve Güneydoğu’da da hükümranlık tesis etmesi.

Bu kadar açık bir şekilde kurgulanan oyunu görmemek aptallık olmaz mı? sonuç itibariyle ABD’nin Ortadoğu için planları vardı. Irak üçe bölünecekti. Suriye için de aynı hesap yapılmıştı. Irak’ta 2. İsrail, Suriye’de 3. İsrail, Türkiye’de 4. İsrail kurulacaktı. Arkasından da kurulacak İsrailler “Büyük Kürdistan” diye birleştirilecekti.
Planlar tutmadı. Rusya, Türkiye, İran, Irak, Suriye bir araya gelince işler tersine döndü.
CIA ve MOSSAD’ın doğurduğu IŞİD yenildi. Irak’ta yıllar önceki “bağımsızlık referandumu” fiyaskoyla sonuçlandı. Amerika’nın kukla devleti 26 yıl önceki sınırlarına çekilmek zorunda kaldı. Suriye’de ise, Esad yönetimi konumunu güçlendirdi. IŞİD bitti. FETÖ’nun darbe girişimi başarısız oldu. FETÖ kısmen de olsa çökertildi 50 yıllık çalışmaları çöp oldu. Sırada PKK/PYD var. Erdoğan’ın varlığı ABD’yi, AB’yi ciddi manada rahatsız ediyor. Çünkü Erdoğan bu planlarını bozuyor. ABD bu yenilgiler için Türkiye seçimini çok önemsiyor. Şimdi anladınız mı ABD’nin Türkiye’deki kendisine yakın gördüğü, kullanıp yönetebileceği muhalifleri niçin destekleyip finanse ettiğini?

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

Merkez Bankası, politika faiz kararını yüzde 45’te sabit tuttu!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli …

Bir yanıt yazın