Aziz Dağtekin Yazdı
Yeni Parti’de büyük başlangıçtan yüzde 21,6’ya! Ankara kulislerinde şimdi başka bir soru konuşuluyor
Siyasette bazı cümleler vardır…
Söylendiği gün bir kenarda durur.
Sonra rakamlar gelir.
O cümleyi yeniden önünüze koyar.
Muharrem İnce’nin, “Parti kurmak turşu kurmaya benzemez” sözü de bugün Ankara kulislerinde yeniden hatırlanıyor.
Çünkü Yeni Parti’nin kuruluşundan sonra ortaya çıkan tablo, siyaset yapmanın yalnızca büyük bir başlangıçla mümkün olmadığını gösteren bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Yeni Parti ilk günlerde fırtına gibi esti.
GÜNDEMAR’ın 28-31 Temmuz araştırmasında yüzde 38,58 ile birinci sırada çıktı.
Sonra tablo değişti.
GÜNDEMAR’ın Ağustos araştırmasında Yeni Parti yüzde 26,95’e geriledi ve birinciliği AK Parti’ye bıraktı.
Son günlerde açıklanan başka bir araştırmada ise Yeni Parti yüzde 21,6 seviyesinde ölçülüyor.
Rakamları yan yana koyunca Ankara’da ister istemez şu soru soruluyor:
38,58’den 21,6’ya gelen bir siyasi hareket, kuruluş heyecanını ne kadar koruyabilir?
İşte kulisin düğüm noktası burada.
BÜYÜK BAŞLANGIÇ, KÜÇÜLEN RÜZGAR
Yeni Parti’nin kuruluşu, Türk siyasetinde uzun zamandır görülmeyen ölçekte bir siyasi hareketlilik oluşturdu.
Kadrolar geldi.
Milletvekilleri geldi.
İsimler geldi.
İlk anket geldi.
Ve ilk ankette yüzde 38,58 çıktı.
O günlerde siyasi hesaplar yeniden yapıldı.
“Yeni bir merkez doğuyor” yorumları yapıldı.
CHP’nin geleceği tartışıldı.
Yeni Parti’nin geleceği tartışıldı.
Fakat siyasette asıl mesele, nasıl başladığınız değil, nasıl devam ettiğinizdir.
İlk fotoğraf muhteşem olabilir.
İkinci fotoğraf biraz farklı çıkabilir.
Üçüncü fotoğraf ise bütün hikayeyi değiştirebilir.
Bugün Ankara’da konuşulan tam olarak bu.
İNCE’NİN “TURŞU” SÖZÜ NEDEN YENİDEN GÜNDEMDE?
Çünkü bir siyasi parti kurmak, sadece bir kadroyu aynı çatı altında toplamakla bitmiyor.
Teşkilat gerekiyor.
Kurumsal hafıza gerekiyor.
Yerel örgüt gerekiyor.
Siyasi söylem gerekiyor.
Seçmenle bağ gerekiyor.
Ve en önemlisi, partinin kendisine ait bir hikayesi gerekiyor.
İnce’nin “turşu” benzetmesi de tam burada anlam kazanıyor.
Turşuyu kurarsın.
Kavanozu kapatırsın.
Beklersin.
Ama siyasette beklemek yetmez.
Her gün yeniden seçmene anlatmak zorundasın.
Her krizden çıkmak zorundasın.
Her farklı görüşü aynı çatı altında tutmak zorundasın.
Teşkilatı diri tutmak zorundasın.
Milletvekillerini aynı siyasi hedef etrafında buluşturmak zorundasın.
Ve bütün bunların sonunda seçmene şu sorunun cevabını vermek zorundasın:
“Neden Yeni Parti?”
İşte zor soru budur.
91 MİLLETVEKİLİ BAŞLANGIÇ İÇİN YETERLİ, AMA SONUÇ İÇİN DEĞİL
Yeni Parti’nin önemli bir parlamenter gücü var.
Fakat Meclis’teki sandalye sayısı ile sandıktaki oy desteği aynı şey değil.
Siyasetin matematiği burada değişiyor.
91 milletvekili önemli bir başlangıç olabilir.
Ama 91 milletvekili, otomatik olarak aynı büyüklükte bir seçmen tabanı anlamına gelmez.
Seçmen, milletvekillerinin nerede durduğundan daha fazlasına bakar.
Partinin ne söylediğine bakar.
Kime hitap ettiğine bakar.
Yerel teşkilatına bakar.
Kendi hayatına ne söylediğine bakar.
Dolayısıyla Yeni Parti’nin asıl sınavı artık kuruluşunda kaç milletvekili topladığı değil.
Kaç seçmeni kalıcı biçimde yanında tutabildiği.
38,58’DEN 21,6’YA…
Şimdi rakamların dili daha sert.
İlk GÜNDEMAR ölçümü: Yüzde 38,58.
Bir sonraki GÜNDEMAR ölçümü: Yüzde 26,95.
Son açıklanan araştırmalardan birinde: Yüzde 21,6.
Farklı şirketlerin araştırmaları olduğu için bu rakamlar tek bir kesintisiz trend serisi gibi okunamaz.
Ama ortaya çıkan genel fotoğrafı görmezden gelmek de mümkün değil:
Yeni Parti’nin kuruluş günlerindeki yüksek siyasi ilgisi, sonraki ölçümlerde aynı seviyede korunmuyor.
İşte Ankara kulislerinde “erime” kelimesinin kullanılmasının nedeni de bu.
Henüz nihai hüküm vermek için erken.
Ama alarm sorusu ortada:
Kuruluş rüzgarı mı dinmeye başladı?
KULİSLERDE ASIL MERAK EDİLEN ARTIK “KİM GELECEK?” DEĞİL
İşin belki de en ilginç tarafı burada.
Yeni bir siyasi hareket kurulurken herkes şunu sorar:
“Kim katılacak?”
Bugün ise kulislerde başka bir soru dolaşıyor:
“Kim kalacak?”
Hatta daha ileri bir soru:
“Kim geri dönecek?”
Çünkü siyasette ilk günkü heyecan kaybolduğunda, kişisel gelecek hesapları da yeniden yapılmaya başlanır.
Milletvekili…
Belediye başkanlığı…
Yerel teşkilatlar…
Parti içindeki görevler…
Seçilebilir sıralar…
Bütün bunlar siyasi aktörlerin önündeki hesap cetveline yeniden girer.
Ve siyasi hareketin cazibesiyle birlikte bu hesapların sonucu da değişebilir.
İşte CHP ile Yeni Parti arasındaki geleceğe ilişkin kulislerin önemli bir bölümü artık bu eksende şekilleniyor.
CHP’NİN MESELESİ DE BİTMİŞ DEĞİL
Burada CHP açısından da romantik bir tablo çizmek doğru olmaz.
CHP ciddi bir milletvekili kaybı yaşadı.
Partinin önünde kendi teşkilatını, seçmen tabanını ve siyasi söylemini yeniden konsolide etme zorunluluğu bulunuyor.
Dolayısıyla Yeni Parti’deki gerileme otomatik olarak CHP’nin aynı oranda güçlendiği anlamına gelmez.
Ama siyasi dengede önemli bir ayrıntı ortaya çıkıyor:
Yeni Parti’nin ilk günlerde yarattığı büyük beklentinin kalıcı hale gelip gelmeyeceği artık tartışmalı.
CHP ise bütün kayıplarına rağmen siyasi denklemden çıkmış değil.
Bu nedenle önümüzdeki dönemin asıl mücadelesi, hangi partinin kuruluş heyecanını değil, kalıcı seçmen bağlılığını koruyacağı üzerinden okunacak.
YENİ PARTİ’NİN EN BÜYÜK SINAVI
Yeni Parti’nin önünde şimdi çok açık bir sınav var:
Kuruluş hikayesinden çıkıp kendi hikayesini yazmak.
“Biz CHP’den ayrıldık” demek yetmeyecek.
“Biz Yeni Parti’yiz” demek de yetmeyecek.
Seçmene bunun ne anlama geldiğini anlatmak gerekecek.
Çünkü siyaset, boşluğu doldurma sanatıdır.
Bir partiden ayrılanların oluşturduğu boşluk başka bir parti tarafından doldurulabilir.
Ama o boşlukta kalıcı bir siyasi kimlik oluşturmak çok daha zor iştir.
İşte Muharrem İnce’nin “parti kurmak turşu kurmaya benzemez” sözünün siyaseten tartışılmasının nedeni de burada.
Parti kurmak kolay olabilir.
Parti yaşatmak zordur.
ANKARA’DA ŞİMDİ HESAPLAR DEĞİŞİYOR
Yeni Parti’nin kuruluşunda hesap yapanlar, yüzde 38,58’i görünce başka bir tablo çizmişlerdi.
Bugün yüzde 21,6 seviyesindeki ölçümler konuşuluyor.
Dolayısıyla Ankara’nın siyasi hesap makinesi yeniden açılmış durumda.
Kim bekleyecek?
Kim yeni bir pozisyon alacak?
Kim mevcut yerinde kalacak?
Kim eski adresine dönecek?
Ve en önemlisi…
Yeni Parti bu düşüşü durdurabilecek mi?
Bütün mesele burada.
Çünkü siyasette ilk alkış çok şey anlatmaz.
İlk anket de.
Asıl hikaye, alkış kesildiğinde başlar.
Turşu kurar gibi parti kurulmaz.
Çünkü turşunun kapağını kapatıp bekleyebilirsiniz.
Siyasette ise kapağını kapatıp beklediğiniz anda seçmen başka bir kapıya gidebilir.
Ankara kulislerinde bugün konuşulan tam da bu.
38,58’lik büyük başlangıç nereye gitti?
Cevabı henüz kesin değil.
Ama yüzde 21,6’lık fotoğraf, Yeni Parti’nin kuruluş günlerindeki rüzgarı artık aynı şiddette arkasında taşımadığını gösteren ciddi bir siyasi işaret olarak masada duruyor.
Ve siyasetin en acımasız sorusu da tam burada soruluyor: Büyük başlayan bir parti, büyük kalabilecek mi?
Ekointernet Haber Ulusal Haber Portalı