Tutsak Edilen Bir Ruhun Yeniden Diriliş Hikayesi!

Aziz Dağtekin Yazdı


Tarihi sadece savaşlar yazmaz.

Liderler de yazmaz.

Milletler yazar…

Ve bazen görünmeyen bir akıl, milletin hafızasını yeniden ayağa kaldırır.

Ben buna “devlet aklı” demeyi tercih ediyorum.

Kimileri farklı isim koyabilir.

Ama son yarım asra baktığımda birbirini tamamlayan büyük kırılmalar görüyorum.

Bir zincirin halkaları gibi…

…………..

Osmanlı yıkıldı.

Sınırlar küçüldü.

Ama asıl küçültülmek istenen toprak değildi.

Ruhtu…

Çünkü biliyorlardı…

İnancını kaybeden millet direnemez.

Kimliğini kaybeden millet ayakta kalamaz.

Geçmişini unutan millet ise geleceğini başkasına teslim eder.

İlk hedef buydu.

Din kamusal hayattan uzaklaştırıldı.

Maneviyat geri plana itildi.

Kendi tarihinden utanan nesiller yetiştirilmeye çalışıldı.

Milletin omurgası eğilmek istendi.

Fakat hesap tutmadı.

Çünkü bu topraklarda kökler sandıklarından çok daha derindeydi.

…………..

Tam da Türkiye’nin ideolojik fırtınalar yaşadığı yıllarda Başbuğ Alparslan Türkeş sahneye çıktı.

Sokaklar kan gölüne dönüyordu.

Dünya iki kutba ayrılmıştı.

Marksizm…

Leninizm…

Maoizm…

Gençlik bu ideolojilerin cazibesiyle savruluyordu.

Türkeş ise başka bir kapı açtı.

Türk milliyetçiliğini romantik bir slogan olmaktan çıkarıp tarih, kültür ve devlet fikri üzerine kurulu bir düşünce sistemi olarak anlattı.

Binlerce genç, kendisini yabancı ideolojilerde değil; kendi milletinin tarihinde aramaya başladı.

Türk olmakla övünmeyi…

Devlet fikrini…

Vatan sevgisini…

Medeniyet şuurunu…

Öğrendi.

Türkeş‘in etkisi yalnızca bir siyasi hareketle sınırlı kalmadı; Türk siyasal hayatında kalıcı bir milliyetçilik damarı oluşturdu.

Fakat bir millet sadece milliyetçilikle ayakta kalamaz.

Onu ayakta tutan ikinci sütun…

İnançtır.

Tam bu atmosferde Necmettin Erbakan çıktı.

Erbakan, sadece bir siyasi parti kurmadı.

Bir zihniyet inşa etti.

Milli Nizam…

Milli Selamet…

Ardından Milli Görüş…

Bunlar yalnızca parti isimleri değildi.

Bir milletin özgüven manifestosuydu.

Erbakan, yıllarca bastırılmış bir topluma şunu söyledi:

“Kendi medeniyetinle ayağa kalkabilirsin.”

“Batıyı taklit etmeden de gelişebilirsin.”

“İnancın seni geri bırakmaz; doğru anlaşıldığında ileri taşır.”

İnsanlara yalnızca oy istemedi.

Kimlik kazandırdı.

Başını öne eğen milyonlarca insana yeniden doğrulmayı öğretti.

Bugün muhafazakâr siyasetin omurgasını oluşturan toplumsal tabanın şekillenmesinde Erbakan‘ın etkisini inkâr etmek mümkün değildir.

…………..

Ardından Turgut Özal dönemi geldi.

Türkiye artık başka bir eşiğe yürüyordu.

Ekonomi…

Teknoloji…

Dünya ile rekabet…

Özal, Türkiye’nin dışa açılmasını sağlayan reformlarla yeni bir sayfa açtı.

İhracat arttı.

Özel sektör güçlendi.

Anadolu sermayesi büyüdü.

Bugün üretim yapan birçok Anadolu şehrinin yükselişinde o dönemin reformlarının önemli payı bulunuyor.

…………..

Sonra…

Recep Tayyip Erdoğan dönemi başladı.

Bu dönem, Türkiye’nin yakın tarihindeki en tartışmalı ama en belirleyici süreçlerden biri oldu.

İlk yıllarda reformlar…

Sonra güvenlik tehditleri…

Terör…

Bölgesel krizler…

Ve 15 Temmuz…

O gece yalnızca bir darbe girişimi yaşanmadı.

Devletin kurumlarına sızmış bir yapılanmaya karşı ağır bir mücadele başladı.

15 Temmuz sonrasında Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli‘nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, Türkiye siyasetinde yeni bir denge doğurdu.

Destekleyenler bu ortaklığı devletin bekası, güvenlik politikaları ve savunma sanayiindeki atılımlarla ilişkilendirirken; eleştirenler farklı değerlendirmeler yaptı.

Benim gördüğüm tablo ise şu:

Bir milleti ayağa kaldıran şey yalnızca ekonomi değildir.

Yalnızca seçimler değildir.

Önce kimlik ayağa kalkar.

Sonra inanç.

Ardından devlet kapasitesi güçlenir.

Türkeş, milliyetçilik düşüncesinin güçlü temsilcilerinden biri olarak geniş bir etki oluşturdu.

Erbakan, toplumun inanç ekseninde önemli bir iz bıraktı.

Özal, ekonomik dönüşümün önünü açtı.

Erdoğan ile Bahçeli‘nin siyasi ortaklığı ise destekleyenlerin gözünde Türkiye’nin yeni güvenlik ve devlet anlayışının temel sütunlarından biri olarak görülüyor.

Tarih herkesi aynı şekilde yargılamaz.

Ama şu değişmez:

Milletler, köklerinden güç aldıkları sürece ayakta kalırlar.

Kökünü unutan toplumlar rüzgarın önündeki yaprak gibidir.

Köküne sahip çıkanlar ise fırtınaya yön verir.

Uzun sözün kısası olarak;

Ben Türkiye’nin yakın tarihine tek bir pencereden bakmıyorum.

Ne bütün başarıları tek bir lidere bağlıyorum…

Ne de bütün dönüşümleri tek bir döneme…

Bana göre Türkiye’nin son yarım yüzyılı; farklı dönemlerde öne çıkan fikirlerin, liderlerin ve toplumsal dinamiklerin birbirini tamamladığı uzun bir dönüşüm hikayesi olarak okuyorum.

Kimileri buna milletin dirilişi der.

Kimileri tarihi devamlılık…

Kimileri ise devlet aklı…

İsimler değişebilir.

Yorumlar farklı olabilir.

Ama bir gerçek değişmez:

Bir millet, inancıyla barışık olduğu, kimliğine sahip çıktığı, ekonomisini güçlendirdiği ve kurumlarını sağlam tuttuğu ölçüde geleceğe güvenle yürüyebilir.

Çünkü medeniyetler önce insanların zihninde yıkılır.

Ve yine insanların zihninde yeniden ayağa kalkar.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

Miçotakis’ten Türk Turistlere Leros’ta Sürpriz Selam: “Hoş Geldiniz”

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, kritik seçimler öncesinde ziyaret ettiği Leros Adası’nda Türk turistlerle karşılaştı. Türk …

Bir yanıt yazın